pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜS SAHABE 2.CİLT: SAVAŞLARDA

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

SAVAŞLARDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAVAŞLARDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2022 Perşembe

30. SAVAŞLARDA YİYECEKLERİN BEREKETLENMESİ


30. SAVAŞLARDA YİYECEKLERİN BEREKETLENMESİ
Ebû Amra el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir harp esnasında, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik. Açlıktan, Müslümanların karınları bellerine geçmişti. Bunun için, bazı develeri kesmek üzere Resûlü Ekrem’den izin istediler. “Buna mecburuz, başka çaremiz yok.” dediler. Hz. Ömer, Resûlullah’ın izin vereceğini hissedince şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Yarın düşmanlarımızla aç veyahut da yaya olarak karşılaşırsak hâlimiz nice olur? Şayet Müslümanları çağırıp, kalan azıkları toplamayı ve sonra da bu azıkların bereketlenmesi için dua etmeyi uygun görürsen; muhakkak ki Allah, bizi senin duanın bereketiyle bolluğa kavuşturur.” Peygamberimiz de, Müslümanların kalan azıklarının getirilmesini istedi. Askerler, az çok ne varsa getirmeye başladılar. En çok getiren, birkaç kilo hurma getirmişti. Allah Resûlü, gelen yiyecekleri topladı ve ayağa kalkarak bir süre dua etti. Sonra da, askerlere kaplarını getirmeleri için çağrıda bulundu. Askerlerden, kaplarını çabucak doldurmalarını istedi. Doldurulmayan bir tek kap kalmadı. Buna rağmen, getirilen yiyecekler aynen duruyordu. Bunu seyreden Allah Resûlü, azı dişleri görününceye kadar tebessüm buyurdu ve şöyle dedi: “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim O’nun Resûlü olduğuma şahitlik ederim. Kıyamet 59 Buhârî, Sahîh 3/1308 (3378) Hayatu's-Sahabe 426 günü, bu iki esasa iman ederek Allah’a kavuşanlar ile cehennem arasına perde çekilecektir.”60 İyas b. Seleme (radıyallahu anh) babasından naklediyor: Hayber Gazası’nda, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik. Bize, azıklarımızı bir araya getirmemizi ferman etti. Deriden bir yaygı üzerine, bütün kumanyalarımızı üst üste koydu. Kafamı uzatıp baktığımda, birikenlerin, uzanmış bir koyun büyüklüğünde olduğunu gördüm. Biz, sayı olarak bin dört yüz kişiydik. Doyuncaya kadar yiyip kalktıktan sonra yine baktım: Sanki hiç yenmemiş gibi, aynı miktarda yiyecek duruyordu ortada. Sonra dağarcıklarımızı da doldurduk.”61