pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜS SAHABE 2.CİLT: BEREKET

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

BEREKET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEREKET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2022 Perşembe

31. NORMAL ZAMANLARDA YİYECEKLERDEKİ BEREKET


31. NORMAL ZAMANLARDA YİYECEKLERDEKİ BEREKET
Semüre b. Cündüb (radıyallahu anh) anlatıyor: Allah Resûlünün yanına, içinde tirit yemeği bulunan bir yemek kabı getirildi. Efendimiz ve bir grup o yemekten biraz yedi. İnsanlar, gruplar hâlinde geliyor; yiyip kalkıyorlardı. Öğleye kadar, bu böyle devam etti. Adamın teki geldi ve yemeğin devam edip etmediğini sordu. Resûlü Ekrem Efendimiz: “Eğer yemeğin kaynağı, sebepler yurdu olan yeryüzü olsaydı, sana cevabım ‘hayır’ olurdu. Ama bu yemekteki bereketin kaynağı semadır; ilâhi lütuf ve ihsandır.” buyurdu.62 Vâsıle b. el-Eska’ (radıyallahu anh) anlatıyor: Suffe ashâbından biriydim. Bir gün, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) bir parça ekmek istedi. Ekmeği aldı, bir kabın içine ufaladıktan sonra üzerine de sıcak su döktü. Daha sonra içine yağ kattı ve iyice karıştırdı ve bir öbek hâline getirdi. Sonra‚ “Git on kişi getir; onuncusu da sen ol!” dedi. Onları getirdim. “Yiyin, ancak üstünden 60 İbn Kesîr, el-Bidâye 4/119; İbn Sa’d, Tabakâtu’l-Kübrâ 1/180 61 İbn Kesîr, el-Bidâye 4/115 62 Ahmed b. Hanbel, Müsned 5/12 (20147) Resûlullah'a ve Ashâba Gelen Mucizevî Yard ı mlar 427 değil kenarından yiyin; zira, bereket yukarıdan aşağı doğru iner.” buyurdu. Gelenler, doyuncaya kadar yediler.63

32. HUBUBATTAKİ VE MEYVELERDEKİ BEREKET


32. HUBUBATTAKİ VE MEYVELERDEKİ BEREKET
Hurmaların Dua-yı Nebevî ile Bereketlenmesi Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: Allah Resûlüne, yiyecek isteyen bir adam geldi. Efendimiz de, ona yarım deve yükü miktarında arpa verdi. Adamın kendisi, karısı ve bir de hizmetçisi o arpadan uzun süre yediler. En sonunda, “Acaba ne kadar kaldı?” diye ölçtüler. Efendimiz onlara şöyle dedi:
“Şayet ölçmeseydiniz, daha yerdiniz ve size, bu ömür boyu yeterdi.”64 Hz. Câbir’e Miras Kalan Hurmaların, Allah Resûlünün Duasının Bereketiyle Çoğalması Câbir anlatıyor: Babam, geride borç bırakarak vefat etmişti. Ben de, Allah Resûlüne gelerek şöyle dedim: “Babam borçlarıyla öldü. Şimdi ise, bu borçları ödemek için hurmadan başka malım yok. Bahçeden gelecek hurma ile de, ancak yıllar sonra borcu kapatabilirim. Ne olur, alacaklıların beni zor durumda bırakmaması için, sen de yanımda gel.”
Allah Resûlü, toplanan hurma yığınlarından birinin çevresinde yürüdü ve dua etti. Sonra diğer yığının etrafını dolaştı, dua etti ve bir yere oturduktan sonra, hurmaları alacaklılara dağıtmalarını emretti. Hurmalar alacaklılara dağıtılmasına rağmen, dağıtılan miktar kadar da geride kalmıştı. 65 Enes b. Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: Annem, beni Allah Resûlüne götür müş ve:
“Küçük hizmetkârınız efendim, ona hayır duada bulunun.” diye takdim ve teslim etmişti. Efendimiz de: 63 Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/490 (16049) 64 İbn Kesîr, el-Bidâye 6/104 65 İbn Kesîr, el-Bidâye 6/116 Hayatu's-Sahabe 428
“Allah’ım ona çok mal ve evlat ver; onun ömrünü uzun kıl. Günahlarını da mağfiret eyle.” diye dua etti. Hakikaten ben, kendi neslimden doksan sekiz (Bir rivayette yüz iki, diğer birinde ise yüz yirmi beş olarak geçer.) kişiyi defnettim. Senede iki kere mahsul aldım. Hayattan usanıncaya kadar da yaşadım. Şimdi ise, onun duasının dördüncü kısmını; yani günahlarımın affını ümit ediyorum.66

33. YAĞDA VE SÜTTE GÖRÜLEN BEREKET

YAĞDA VE SÜTTE GÖRÜLEN BEREKET
Hamza b. Amr (radıyallahu anh) anlatıyor: Allah Resûlünün yanından ayrılmayan Suffe ashâbının akşam yemeklerini, bazı sahabiler üstlenmişti. Bir akşam birinde, diğer akşam da diğer bir sahabinin evinde yemek yiyorlardı. Sıra, benim evimdeydi. Resûlü Ekrem’in ashâbına yemeklerini hazırladım. Ancak, o sırada yağ tulumunun ağzını bağlamamıştım. Yemeği yağın bulunduğu kabın yanına getirdim. Biraz hareket ettirince yağ dökülüverdi, dolayısıyla yemek de biraz dökülmüş oldu. Kendi kendime dedim ki:
“Eyvah! Allah Resûlünün yemeğini elimle döktüm.” Buna çok üzüldüm. Efendimiz: “Onu bana getir!” buyurdu. “Getiremem yâ Resûlallah.” dedim. Arkama bir baktım ki, ne göreyim! Yağ kabından ‘şıp, şıp, şıp’ diye damlama sesi geliyor. Kendi kendime dedim ki:
“Fazla canını sıkma, fazlası dökülmüştür, diye kabul et.” Yağ kabına bakmak için kabın yanına geldiğimde gördüm ki; kap yarısından fazlasına kadar dolu. Alıp hemen Allah Resûlüne geldim ve durumu ona haber verdim. Efendimiz şöyle buyurdu:
“Eğer o kabı kendi hâline terk etseydin, kap ağzına kadar dolardı ve sonra da kabın ağzı bağlanırdı.” Bir diğer rivayette ise, “Eğer onu kendi hâline bıraksaydın, vadi dolusu yağ akardı!” buyurmuştur.67