pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜS SAHABE 2.CİLT: BEREKETLENMESİ

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

BEREKETLENMESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEREKETLENMESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2022 Perşembe

29. SUYUN BEREKETLENMESİ

29. SUYUN BEREKETLENMESİResûlü Ekrem’in Eliyle Suyun Bereketlenmesi Enes b. Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: İkindi namazı vaktiydi. İnsanlar namaz kılmak için abdest alacak su aradılar; ancak bulamadılar. Allah Resûlüne bir miktar su getirildi. Efendimiz, elini su kabının içine daldırdı ve insanlara bu kaptan abdest almalarını emretti. Suyun, mübarek parmakları arasından, oluktan kaynar gibi aktığına şahit oldum. Müslümanların tamamı abdestlerini aldılar. Enes’e (radıyallahu anh) bu şekilde abdest alanların sayısı sorulunca, “Seksen veya seksenden daha fazla idi.” cevabını vermiştir. Buhari’de geçen diğer bir rivayette de, abdest alan kişi sayısının üç yüz veya üç yüzden daha fazla olduğu kaydedilmiştir.58 İmran b. Husayn (radıyallahu anh) anlatıyor: Allah Resûlü ile birlikteydik. Çok susamıştık. Birlikte yürürken, iki su kırbasını ayakları arasında gizleyen bir kadınla karşılaştık. Ona suyun nerede olduğunu sorduk. “Su yoktur.” cevabını verdi. “Pekâlâ, ailenle su arasındaki mesafe ne kadar?” diye sorduk. “Bir gün bir gece.” dedi kadın. Ona dedik ki: “Sen Allah Resûlüne git.” Kadın: “Allah Resûlü de ne demek oluyor? Ondan bizim haberimiz yoktur.” diye karşılık verdi bize. Kadını, Allah Resûlü ile görüştürdük. Bize anlattığı şeyleri, ona da anlattı kadın. Ancak, bize yetimleri olduğundan bahsetmemişti. Kırbaların getirilmesini istedi ve o su kaplarını eliyle sıvazladı. Biz, orada kırk kişi susuzluğumuzu giderdik. Bütün kaplarımızı da taşıncaya kadar doldurduk. Sadece develerimizi sulamadık. Daha sonra, Allah Resûlü bize: “Yanınızdakileri bana getirin!” diye ferman etti. Ekmek kırığı ve hurma ne varsa kadına verildi. Verirken de, Efendimiz kadına şöyle dedi: “Bunu 58 Buhârî, Sahîh 3/1310 (3380) Resûlullah'a ve Ashâba Gelen Mucizevî Yard ı mlar 425 al ve ailene götür. Ama şunu da bilmeni isterim ki, senin suyunu asla eksiltmedik. Biz, Allah’ın bize ihsan ettiğini içtik.” Kadın da, aldığı yiyecekleri çocuklarına götürdü. Onlara “İnsanların en etkileyici olanıyla karşılaştım. İddia ettiklerine göre o bir peygamber imiş.” dedi. Daha sonra, o kadın ve ailesi topyekûn İslâmiyet’e girdi.59

30. SAVAŞLARDA YİYECEKLERİN BEREKETLENMESİ


30. SAVAŞLARDA YİYECEKLERİN BEREKETLENMESİ
Ebû Amra el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir harp esnasında, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik. Açlıktan, Müslümanların karınları bellerine geçmişti. Bunun için, bazı develeri kesmek üzere Resûlü Ekrem’den izin istediler. “Buna mecburuz, başka çaremiz yok.” dediler. Hz. Ömer, Resûlullah’ın izin vereceğini hissedince şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Yarın düşmanlarımızla aç veyahut da yaya olarak karşılaşırsak hâlimiz nice olur? Şayet Müslümanları çağırıp, kalan azıkları toplamayı ve sonra da bu azıkların bereketlenmesi için dua etmeyi uygun görürsen; muhakkak ki Allah, bizi senin duanın bereketiyle bolluğa kavuşturur.” Peygamberimiz de, Müslümanların kalan azıklarının getirilmesini istedi. Askerler, az çok ne varsa getirmeye başladılar. En çok getiren, birkaç kilo hurma getirmişti. Allah Resûlü, gelen yiyecekleri topladı ve ayağa kalkarak bir süre dua etti. Sonra da, askerlere kaplarını getirmeleri için çağrıda bulundu. Askerlerden, kaplarını çabucak doldurmalarını istedi. Doldurulmayan bir tek kap kalmadı. Buna rağmen, getirilen yiyecekler aynen duruyordu. Bunu seyreden Allah Resûlü, azı dişleri görününceye kadar tebessüm buyurdu ve şöyle dedi: “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim O’nun Resûlü olduğuma şahitlik ederim. Kıyamet 59 Buhârî, Sahîh 3/1308 (3378) Hayatu's-Sahabe 426 günü, bu iki esasa iman ederek Allah’a kavuşanlar ile cehennem arasına perde çekilecektir.”60 İyas b. Seleme (radıyallahu anh) babasından naklediyor: Hayber Gazası’nda, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik. Bize, azıklarımızı bir araya getirmemizi ferman etti. Deriden bir yaygı üzerine, bütün kumanyalarımızı üst üste koydu. Kafamı uzatıp baktığımda, birikenlerin, uzanmış bir koyun büyüklüğünde olduğunu gördüm. Biz, sayı olarak bin dört yüz kişiydik. Doyuncaya kadar yiyip kalktıktan sonra yine baktım: Sanki hiç yenmemiş gibi, aynı miktarda yiyecek duruyordu ortada. Sonra dağarcıklarımızı da doldurduk.”61