pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜS SAHABE 2.CİLT: ETMESİ

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

ETMESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ETMESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2022 Perşembe

25. ATEŞİN SAHABİLERE İTAAT ETMESİ

25. ATEŞİN SAHABİLERE İTAAT ETMESİ 
Muaviye b. Harmel (radıyallahu anh) anlatır: Medine’ye gelmiştim. Temimü’d-Dârî, beni yemeğe götürdü. Çok yemek yemiştim. Zira, üç gündür mescitte aç susuz kalıyordum. Tam o sıralarda, Harre’de aniden yangın çıktı. Hz. Ömer, Temîm’e gelerek: “Şu yangına sen bak.” diye onu görevlendirdi. Temîm: “Ey Müminlerin Emîri, ben kimim, ben neyim ki bu yangınla baş edeyim?” dedi. Kısa süre sonra, Hz. Ömer’le beraber yangın mahalline gittiler; ben de onların peşinden gittim. Yangının çıktığı yere vardılar. Hz. Ömer, ateşi eliyle toplamaya başladı ve bir vadiye doğru yönlendirdi. Ateşin arkasından Temîm girdi. O sırada, Hz. Ömer şöyle diyordu: “Görmeyen inanmaz.”51

2. SAHABENİN, İLÂHİ BUYRUKLARA KAYITSIZ ŞARTSIZ İTAAT ETMESİ

2. SAHABENİN, İLÂHİ BUYRUKLARA KAYITSIZ ŞARTSIZ İTAAT ETMESİ
Utbe b. Abd es-Sülemî anlatıyor: Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ashâbına “Kalkın, haydi savaşın.” dediği zaman onlar:
“Evet yâ Resûlallah. Biz, İsrailoğullarının ‘Sen ve Rabbin gidin, savaşın; bizler burada oturuyoruz!’ dediği gibi demeyeceğiz. Fakat biz:
‘Sen ve Rabbin savaşın ey Muhammed, biz de bu savaşta sizinle birlikteyiz.’ diyeceğiz.” Bir rivayette ise, Sa’d b. Ubade Allah Resûlüne:
“Allah’a kasem ederim ki, eğer sen bize kandan irinden deryalara dalmamızı emretsen, tereddüt etmeden dalarız! Eğer Berku’l-Ğamad’a kadar gitmemizi istersen, yine gözümüzü kırpmadan atlarımızı oraya süreriz.” dedi.

3. SAHABENİN ALLAH’A OLAN TEVEKKÜLÜ VE BU KONUDA BÂTIL YOLDA OLANLARI TEKZİP ETMESİ


3. SAHABENİN ALLAH’A OLAN TEVEKKÜLÜ VE BU KONUDA BÂTIL YOLDA OLANLARI TEKZİP ETMESİ
Abdullah b. Avf b. el-Ahmer anlatıyor: Müsâfir adında bir zat; Hz. Ali, Enbar’dan hareket ederek Nehrevanlılara karşı sefere çıkmak üzereyken:
“Ey Müminlerin Emîri, sakın bu saatte yola çıkma. Akşam güneş battıktan üç saat sonra yola çık.” dedi. Hz. Ali, bunun sebebini sorduğunda, Müsâfir şu cevabı verdi:
“Eğer bu saatte yola çıkarsan, çok büyük felakete uğrarsınız. Ama, benim dediğim saatte çıkarsanız muzaffer olursunuz ve hedefinize ulaşırsınız.” Hz. Ali:
“Efendimizin medyumu yoktu. Onda sonra gelen bizlerin de medyumu olmayacak. Sen, şu atımın kar1 Heysemî, Mecmau’z-Zevâid 7/99 (11022) Sahabenin İ lâhî İ nayete Mazhar Olmas ı n ı n Sebepleri 443 nında ne olduğunu biliyor musun?” dedi. Müsâfir:
“Tahmin edebilirim.” dedi. Hz. Ali: “Tahmin ederek bilirim, diyorsun. Senin bu sözüne inanan Kur’ân’ı tekzip etmiş olur. Çünkü, Allah şöyle buyurdu:
‘Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi Allah’ın katındadır. Yağmuru ne zaman indireceğini de ondan başkası bilemez. Ana rahimlerindeki bebeklerin mahiyetini de ancak Allah bilir.’ (Lokman, 31/ 34)
Resûlü Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), senin gibi gaybı bildiğini iddia etmezdi. Yani sen, şimdi sefere çıkanın, belaya uğrayacağı zamanı bildiğini mi ima etmek istiyorsun?” dedi. Müsâfir, “Evet.” dedi. Bunun üzerine, Hz. Ali:
“Senin bu sözüne inanan kimsenin, kötülükleri savuşturma konusunda Allah’a herhangi bir ihtiyacı kalmamış olur. Senin sözüne uyan biri, Allah’a şirk içindedir. Çünkü sen, insanın ne zaman felakete maruz kalacağını bildiğini iddia ediyorsun. Allah’ım! Hayır da sendendir, şer de senden. Senden başka ilâh yoktur. Bak müsâfir, sen yalancının tekisin; sana uymayacağız; senin dediğinin tam tersini yapacağız. Şimdi de, bizim gitmemizi istemediğin saatte yola çıkıyoruz!..” dedi.2