ŞEKİLDE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞEKİLDE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Eylül 2022 Perşembe
34. UMULMADIK ŞEKİLDE GELEN RIZIKLAR
34. UMULMADIK ŞEKİLDE GELEN RIZIKLAR
İbn Mesud’un Müslüman Olmadan Önce Yaşadığı Mucizevî Olay İbn Mesud (radıyallahu anh) anlatıyor: Ukbe b. Ebî Muayt’ın koyunlarına çobanlık yapıyordum. Bir gün, yanıma Allah Resûlü ve Ebû Bekir geldi. Allah Resûlü: “Delikanlı, süt var mı?” diye sordu.
“Var, ama veremem; çünkü bana emanettir.” dedim. “Pekâlâ, koyunlar içinde kısır olan hiç yok mu?” dedi. “Var.” dedim ve ona bir kısır koyun getirdim. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), koyunun memelerini sıvazladı; sütünü sağdı; kaptaki sütten kendisi içti; Ebû Bekir’e verdi, o da içti. Sonra, koyunun memesine:
“Eski hâline gel.” dedi ve meme toplandı; süt tekrar kesildi. Ben, daha sonra onun yanına gittim ve: “Bana da Kur’ân öğret.” dedim. Başımı okşadı ve: “Delikanlı, Allah seni bağışlasın. Sen zaten pek çok bilgiye sahipsin, onu da bir gün mutlaka öğreneceksin.” buyurdu.68
Allah Resûlüne, Hz. Ebû Bekir’e ve Bazı Kimselere Gelen Rızık Hz. Ebû Bekir anlatıyor: Allah Resûlü ile beraber Mekke’den çıkmış, yolda ilerlerken, bir Arap oymağına rastlamıştık. Efendimiz, tenha bir yerde tek başına duran bir ev gördü; o yöne doğru teveccüh etti. Evde, bir kadından başka hiç kimse yoktu. Kadın, bizi görünce,
“Ey Allah’ın kulu! Ben burada yalnız yaşıyorum, başka kimsem yok. Eğer benden ikram isterseniz, kabilenin büyüğüne gidin.” dedi. Allah Resûlü, kadına cevap vermedi. Vakit akşama yakındı. O sırada kadının oğlu, güttüğü üç-beş tane keçiyle geldi. Oğluna şöyle seslendi kadın: “Oğlum, şu keçiyi ve bir de şu bıçağı dışarda68 İbn Kesîr, el-Bidâye 6/102. Hayatu's-Sahabe 430
ki iki adama götür ve onlara benim şu sözümü naklet: Bunu kesin, yiyin, bize de ayırın.” Çocuk, gelip bunları anlatınca Efendimiz: “Bu bıçağı götür, bana bir kap getir.” dedi. Çocuk: “Akşam oldu, hem bu keçide süt yok ki!” dedi. Allah Resûlü,
“Sen benim dediğimi yap.” dedi. Bunun üzerine çocuk, bir kap getirdi. Allah Resûlü keçinin memesini sıvazladı, kap doluncaya kadar süt sağdı o keçiden. Sonra da çocuğa,
“Bunu al annene götür.” buyurdu. Annesi, sütü doyuncaya kadar içti. Çocuk dönünce Allah Resûlü: “Bunu al, diğerini getir.” dedi. Onu da önceki gibi sağdı. Ebû Bekir’e içirdi. Başka bir keçiyi sağdı, onun sütünü de kendisi içti. Hz. Ebû Bekir der ki: Gecemizi orada geçirdikten sonra yolumuza devam ettik. Kadın, Efendimize ‘Mübarek’ adını vermişti. Zamanla, kadının davarları çoğalmıştı. O kadar ki, bir defasında Medine’ye satmak için getirmişlerdi. Oğlu annesine (Ebû Bekir’i kastederek): “Anne bak, mübarek adamın yanındaki adam bu adamdı.” diye seslendi. Annesi, bana dönerek: “Ey Allah’ın kulu, senin yanındaki adam kimdi?” diye sordu. Ben:
“Onun kim olduğunu sen bilmiyor musun?” dedim. “Hayır, bilmiyorum.” dedi. “O peygamberdi.” dedim. Kadın bunu duyunca: “Öyleyse, hemen beni ona götür.” dedi. Kadını, Allah Resûlünün huzuruna götürdüm. Efendimiz kadına yemek ikram etti, çeşitli hediyeler verdi. Kadın da, Efendimize peynir ve bedevîlere mahsus bazı eşyalar takdim etti. Bunun üzerine, Efendimiz kadını giydirip kuşandırdı ve bazı şeyler daha hediye etti. Kadın, orada Müslüman oldu.69
Sahabenin Büyük Bir Deniz Ürünüyle Rızıklanması Câbir b. Abdullah (radıyallahu anh) anlatır: Bir gün, Resûlü Ekrem’e açlıktan dolayı yakındık. O bize: “Yakında Allah size bol bol rızık verecek.” buyurmuştu. Çok zaman geçmeden, Allah Resûlü bizi 69 el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl 16/944 (46287)
Resûlullah'a ve Ashâba Gelen Mucizevî Yard ı mlar 431 Ebû Ubeyde (radıyallahu anh) komutasında, Kureyş’e ait bir kafileyi takip etmek üzere gönderdi. Yanımıza, yiyecek olarak sadece bir miktar hurma verdi; çünkü, verecek başka bir yiyecek bulamamıştı. Ebû Ubeyde, bize, günde bir hurma dağıtıyordu. “Bir hurma ile nasıl idare ediyorsunuz?” diye soranlara Câbir şunları anlatmıştı:
“Bebeklerin emzik emmesi gibi hurmayı ağzımızda emiyor, üzerine de su içiyorduk. Akşama kadar onunla idare ediyorduk. Sopalarla ağaç yapraklarını döküyor, sonra da ıslatarak yiyorduk.” Nihayet sahile ulaştığımızda, karşımıza kocaman kum yığını gibi bir şey çıktı. Yaklaştığımızda, bunun ‘anber’ denilen bir balık türü olduğunu öğrendik. Ebû Ubeyde, önce balığın murdar olduğunu söylediyse de sonra:
“Biz Allah Resûlünün elçileriyiz ve Allah yolundayız. Zorda kaldığınız için yiyiniz.” dedi. Üç yüz kişiydik, orada tam bir ay kaldık. Epeyce kilo aldık. Balığın gözünden çıkan yağları küplere dolduruyorduk. Balıktan, neredeyse öküz kadar büyük parçalar koparıyorduk. Ebû Ubeyde, bir gün on beş arkadaşıyla balığın bir gözüne oturmuştu. Hatta, bir kılçığını dikip altından deveyle geçmişti. Döneceğimiz zaman, kalan etinden pişirip yanımıza aldık. Medine’ye gelip de olayı Allah Resûlüne anlattığımızda: “O balık Allah’ın size lütfettiği bir rızıktır. Etinden kaldıysa bize de verin, yiyelim.” buyurdu. Biz de, kendilerine ayırdığımızı arz ettik ve yediler.70
Kaydol:
Yorumlar (Atom)